Yağma suçunda (TCK m. 148), suçun konusunu oluşturan malın 'taşınmaz' olması mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihadının gerekçesini, yağma suçunun 'hırsızlık' suçu ile olan bağlantısı ve 'zilyetliğin nakli' unsuru açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175065

Hayır, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre yağma suçunun konusunu 'taşınmaz mallar' oluşturamaz; suçun konusu ancak 'taşınır bir mal' olabilir (oner.av.tr/yagma-sucu-ve-cezasi/). Bu yorumun temel gerekçesi, yağma suçunun hukuki yapısında yatmaktadır. Yağma, esasen 'cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenen nitelikli bir hırsızlık' olarak kabul edilir. Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) maddi konusu ise kanun tanımında açıkça 'taşınır bir mal' olarak belirtilmiştir. Hırsızlık suçunun temel unsurlarından biri, 'zilyedinin rızası olmadan... bulunduğu yerden almak'tır. Bu 'alma' fiili, mal üzerindeki zilyetliğin fail tarafından ele geçirilmesi ve malın bir yerden bir yere nakledilmesi anlamına gelir. Taşınmaz mallar, fiziki olarak bir yerden alınıp başka bir yere götürülemeyeceği için, hırsızlık suçunun klasik anlamda konusu olamazlar. Yağma suçu da temelinde bir 'alma' fiilini barındırdığından, Yargıtay bu mantığı yağma suçuna da teşmil etmektedir. Bir kişinin cebir veya tehditle bir taşınmazın tapusunu devretmeye zorlanması, yağma suçu değil, duruma göre tehdit (TCK m. 106), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) gibi suçları oluşturabilir, ancak bu eylem 'malın yağması' olarak nitelendirilmez. Senedin yağması (TCK m. 148/2) ise bu kuralın bir istisnası olup, borç doğuran bir senedin zorla alınmasını özel olarak düzenler.