6306 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle, riskli bir yapının tahliyesi ve yıktırılması için hak sahiplerine yapılacak tebligat usulünde ne gibi yenilikler getirilmiştir? 'Yapıya asılacak tutanak' ve 'e-devlet üzerinden bildirim' gibi yöntemlerin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun temel prensipleriyle uyumunu ve potansiyel hukuki sorunları tartışınız.
6306 sayılı Kanun'da 09.11.2023 tarihinde yapılan değişiklikler, kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmak amacıyla tebligat usullerinde köklü yenilikler getirmiştir. Eski usulde her hak sahibine ayrı ayrı ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre yazılı tebligat yapılması esasken, yeni düzenleme ile bu süreç basitleştirilmiştir. Artık, riskli yapıya ilişkin tahliye ve yıkım kararını içeren bir tutanağın, 'riskli yapıya asılması' ve maliklere 'e-Devlet kapısı üzerinden bildirim yapılması' tebligat için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, bu durum muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilecek ve ilanın son günü tebliğ tarihi olarak kabul edilecektir (kadimhukuk.com.tr/makale/kentsel-donusum-yasasi/). Bu yeni usuller, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun temelini oluşturan 'muhatabın bizzat bilgilendirilmesi' ve 'tebligatın ispatlanabilirliği' gibi prensipler açısından potansiyel hukuki sorunlar barındırmaktadır. Örneğin, yurt dışında yaşayan, yaşlı, teknolojiye erişimi olmayan veya yapıyla fiili bir bağı kalmamış maliklerin bu yöntemlerle durumdan haberdar olamaması riski yüksektir. Bu durum, kişilerin mülkiyet haklarını etkileyen önemli bir idari işleme karşı itiraz ve dava açma haklarını (Anayasa m. 36) fiilen kullanmalarını engelleyebilir. Her ne kadar amaç süreci hızlandırmak olsa da, bu usullerin tebligatın amacına (hukuki dinlenilme hakkını sağlamak) hizmet edip etmediği, açılacak iptal davalarında mahkemeler tarafından Anayasal haklar çerçevesinde titizlikle değerlendirilecektir (kadimhukuk.com.tr).