Bir kişinin, kimlik tespitine ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğü (CMK m. 147/1-a), 'susma hakkı'nın bir istisnası mıdır? Bu yükümlülüğün ihlal edilmesinin, yani kişinin kimliği hakkında yanlış bilgi vermesinin veya hiç bilgi vermemesinin hukuki sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175061

Evet, şüphelinin/sanığın kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırma yükümlülüğü, genel 'susma hakkı'nın bir istisnasını teşkil eder. Susma hakkı, kişinin kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili olarak kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamamasıdır. Ancak bu hak, kişinin kimliğinin saptanmasına yönelik soruları kapsamaz. Kimlik tespiti, ceza muhakemesinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, kararların doğru kişiye yöneltilebilmesi ve infaz edilebilmesi için zorunlu bir işlemdir. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesinin hukuki sonuçları vardır. Kişinin kimliği hakkında yetkili mercilere kasten yanlış bilgi vermesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesinde 'Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan' başlığı altında ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır ve üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Kişinin kimliğine ilişkin sorulara hiç cevap vermemesi ise, genellikle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenen 'Kimliği Bildirmeme' kabahati olarak değerlendirilir ve idari para cezası yaptırımını gerektirir. Dolayısıyla, susma hakkı suç isnadına karşı bir koruma kalkanı iken, kimlik bildirme yükümlülüğü muhakemenin yürütülmesine ilişkin bir kamu düzeni gereğidir (avmehmetgenc.com).