Anayasa Mahkemesi'nin, olağanüstü hal (OHAL) döneminde KHK ile yapılan düzenlemelerin anayasallık denetiminde kullandığı 'ölçüt' nedir? Bir KHK düzenlemesinin 'olağanüstü halin gerekleriyle uyumlu' ve 'durumun gerektirdiği ölçüde' olup olmadığını değerlendirirken, sonradan kurulan 'Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu' gibi denetim mekanizmalarının varlığını nasıl dikkate almıştır?
Anayasa Mahkemesi, OHAL döneminde KHK ile yapılan düzenlemelerin anayasallık denetimini, Anayasa'nın 15. maddesinde belirtilen ölçütler çerçevesinde yapar. Bu denetimde temel soru, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın 'durumun gerektirdiği ölçüde' olup olmadığıdır. Mahkeme, bu 'ölçülülük' denetimini yaparken sadece tedbirin kendisinin ağırlığına bakmaz, aynı zamanda bu tedbire karşı bireylere tanınan hukuki denetim mekanizmalarının varlığını ve etkililiğini de bütüncül bir yaklaşımla değerlendirir. E.2018/81 sayılı kararında Mahkeme, OHAL KHK'sı ile liste usulüyle kamu görevinden çıkarma tedbirini incelerken bu yaklaşımı sergilemiştir. Kamu görevinden çıkarma tedbirinin kendisinin, darbe teşebbüsünün yarattığı tehlikeyi bertaraf etme amacı bakımından 'durumun gerektirdiği ölçüde' bir tedbir olabileceğini kabul etmiştir. Ancak bu kabulünü, sonradan 7075 sayılı Kanun ile kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) ve bu Komisyon kararlarına karşı idari yargıda dava açma imkanının getirilmiş olmasına bağlamıştır. Mahkeme'ye göre, bireyselleştirmeyi sağlayan ve yargısal denetim yolunu açan bu mekanizmalar, başlangıçta toptancı bir yöntemle uygulanan çıkarma işleminin ölçülülük süzgecinden geçmesini sağlamıştır. Buna karşılık, aynı kararda pasaport iptali tedbiri için Komisyon'a başvuru yolu tanınmamasını, bu tedbire karşı etkili bir başvuru yolu olmaması nedeniyle 'ölçülülük' ilkesine aykırı bulmuş ve iptal etmiştir. Bu durum, bir tedbirin anayasallığının, ona karşı sunulan başvuru yollarının etkililiği ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir (zulkufarslan.av.tr/ohal-duzenlemeleri-aym-2018-81/).