Bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada, mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı vermesi, İYUK m. 28 uyarınca idareye nasıl bir yükümlülük getirir? Bu kararın, nihai iptal kararından farkı nedir? İdarenin yürütmenin durdurulması kararına rağmen işlemi uygulamaya devam etmesinin hukuki ve cezai sonuçları neler olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175049

Yürütmenin durdurulması kararı, İYUK m. 27'de düzenlenen, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin, dava sonuna kadar askıya alınmasını sağlayan geçici bir tedbirdir. İYUK m. 28/1 uyarınca, idare, yürütmenin durdurulması kararının kendisine tebliğinden itibaren gecikmeksizin (en geç 30 gün içinde) bu kararın gereklerine göre işlem tesis etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, idarenin dava konusu işlemi hiç yapmamış gibi eski hale geri dönmesini veya işlemin icrasını derhal durdurmasını gerektirir. Yürütmenin durdurulması kararının nihai iptal kararından temel farkı, geçici olmasıdır. İptal kararı, işlemi geçmişe etkili olarak hukuk aleminden tamamen kaldırırken; yürütmenin durdurulması kararı, sadece davanın esası hakkında karar verilinceye kadar işlemin hukuki sonuç doğurmasını engeller. Dava reddedilirse, işlem yeniden geçerli hale gelir. İdarenin yürütmenin durdurulması kararına uymaması, Anayasa'nın 138. maddesindeki 'yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır' hükmünün açık bir ihlalidir. Bu durumun hukuki sonucu, ilgilinin kararı uygulamayan idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açabilmesidir (İYUK m. 28/3). Cezai sonucu ise, kararı kasten yerine getirmeyen kamu görevlisi hakkında, eylemin niteliğine göre TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçundan veya TCK m. 288'deki 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' suçundan soruşturma başlatılabilmesidir.