Türk vatandaşı bir failin, yurt dışında işlediği ve hem Türk kanunlarına hem de işlendiği ülke kanunlarına göre suç teşkil eden bir fiilden dolayı, Türkiye'de yargılanırken 'suçun işlendiği ülke kanunundaki lehe hükümlerden' (örneğin daha kısa zamanaşımı süresi veya daha düşük ceza) yararlanması mümkün müdür? TCK'nın benimsediği 'mülkilik' ve 'şahsilik' ilkeleri bu duruma nasıl bir çözüm getirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #175001

Hayır, mümkün değildir. TCK, ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasında temel olarak 'mülkilik (ülkesellik)' ilkesini (TCK m. 8) benimsemekle birlikte, belirli durumlarda 'şahsilik (vatandaşlık)' ilkesine de yer vermiştir. TCK m. 11, 'vatandaş tarafından işlenen suçlar' başlığı altında şahsilik ilkesinin bir uygulamasını düzenler. Bu maddeye göre, bir Türk vatandaşı yurt dışında belirli şartlar altında suç işlediğinde, 'Türk kanunlarına göre' cezalandırılır. Bu ifade, yargılamanın, suçun unsurları, cezası, zamanaşımı, indirim sebepleri ve diğer tüm muhakeme kuralları açısından tamamen Türk hukukuna göre yapılacağı anlamına gelir. Suçun işlendiği yabancı ülke kanununun lehe olan hükümleri (daha düşük ceza öngörmesi, daha kısa zamanaşımı süresi tanıması, o fiili suç saymaması vb.) Türk mahkemesi tarafından dikkate alınmaz. Yabancı kanunun rolü, TCK m. 11 ve 12'deki bazı durumlarda sadece fiilin o ülkede de suç olup olmadığının (çifte cezalandırılabilirlik) tespitiyle sınırlıdır. Yargılama başladığı andan itibaren uygulanacak tek hukuk, Türk hukukudur. Bu, Türkiye'nin cezalandırma egemenliğinin bir sonucudur (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-11-vatandas-tarafindan-islenen-suc.html).