HMK m. 362/1-a uyarınca, miktar veya değeri belirli bir parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların temyiz edilememesi kuralının temel amacı nedir? İstinaf mahkemesi kararının kesin olmasının, 'hukuk güvenliği' ve 'yargılamanın makul sürede bitirilmesi' ilkeleri açısından olumlu ve olumsuz yönlerini tartışınız.
HMK m. 362/1-a'da yer alan ve miktar veya değeri her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenen (2024 yılı için 378.290 TL) parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin istinaf mahkemesi kararlarının kesin olması, yani temyiz edilememesi kuralının temel amacı, Yargıtay'ın iş yükünü azaltmak ve nispeten daha az önemli olan uyuşmazlıkların iki dereceli bir yargılamadan (ilk derece + istinaf) sonra kesinleşmesini sağlayarak yargılamayı hızlandırmaktır. Bu düzenlemenin olumlu yönü, 'yargılamanın makul sürede bitirilmesi' (Anayasa m. 141) ilkesine hizmet etmesidir. Davaların yıllarca sürmesi engellenir ve taraflar hukuki belirsizlikten daha çabuk kurtulur, bu da bir yönüyle 'hukuk güvenliği'ne katkı sağlar. Olumsuz yönü ise, istinaf mahkemelerinin kararlarında hukuka aykırılıklar bulunması halinde, bu kararların Yargıtay denetiminden geçme imkanının olmamasıdır. Bu durum, farklı bölge adliye mahkemeleri arasında aynı hukuki meseleye ilişkin farklı kararların ortaya çıkmasına (içtihat farklılığı) ve bu farklılıkların giderilememesine yol açabilir. Bu da ülkedeki hukuk uygulamasında birliğin sağlanmasını zorlaştırarak 'hukuk güvenliği' ilkesini zedeleyebilir. Kanun koyucu, bu iki ilke arasında bir denge kurmaya çalışarak, belirli bir miktarın altındaki davalar için hız ve kesinliği, üzerindekiler için ise içtihat birliğini ve daha detaylı hukuki denetimi öncelemiştir (kadimhukuk.com.tr/makale/adli-ve-idari-yargida-parasal-sinirlar/).