CMK m. 141/1-e bendi uyarınca, 'kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen' kişilerin Devlet'ten tazminat isteme hakkının hukuki temeli nedir? Bu hakkın, kişinin suçsuzluğunun kanıtlanmasıyla mı, yoksa hürriyetten yoksun bırakılmanın kendisiyle mi ilgili olduğunu, koruma tedbirlerinin risk karakteri açısından tartışınız.
CMK m. 141/1-e uyarınca tanınan tazminat hakkının hukuki temeli, 'kusursuz sorumluluk' veya 'risk (tehlike) sorumluluğu' ilkesine dayanır. Bu tazminat, devletin veya yargı organlarının bir kusuru olduğu için değil, ceza muhakemesi sürecinde uygulanan ve kişinin hürriyetini kısıtlayan koruma tedbirlerinin (yakalama, tutuklama) doğası gereği taşıdığı risk nedeniyle ödenir. Yani, yakalama veya tutuklama anında kanuna uygun şartlar (suç şüphesi vb.) mevcut olsa bile, yargılama sonucunda kişinin suçsuz olduğu anlaşıldığında (beraat veya KYOK kararı ile), bu süreçte hürriyetinden yoksun kalmasının yarattığı zararın devlet tarafından karşılanması amaçlanır. Dolayısıyla tazminat hakkı, kişinin suçsuzluğunun kanıtlanmasından ziyade, en başta hürriyetinden yoksun bırakılmış olması olgusuna dayanır. Devlet, adil bir yargılama yapma ve maddi gerçeğe ulaşma amacı doğrultusunda bireylerin temel haklarına müdahale etme yetkisini kullanırken, bu müdahalenin olumsuz sonuçlanması halinde ortaya çıkan zararı üstlenme riskini de taşımaktadır. Bu düzenleme, lekelenmeme hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının (Anayasa m. 19) bir güvencesidir. Beraat veya KYOK kararı verildiğinde, ilgili merciler bu tazminat hakkını kişiye bildirmekle yükümlüdür (CMK m. 141/2) (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-141-madde-cmk/).