Konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davasında (TBK m. 350) aranan 'gerçek, samimi ve zorunlu olma' kriterleri Yargıtay içtihatlarında nasıl somutlaştırılmaktadır? Davacının halen oturduğu evin riskli yapı olması ve yıkım kararı bulunması, ihtiyacın samimiyet ve zorunluluğunu kanıtlamak için yeterli midir? İlgili Yargıtay kararlarına atıfla açıklayınız.
Konut ihtiyacı nedeniyle açılan tahliye davalarında, Yargıtay, ihtiyacın 'gerçek, samimi ve zorunlu' olması gerektiğini tutarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Bu kriterler soyut olup, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilir. 'Gerçeklik ve samimiyet', ihtiyacın yapay veya kiracıyı çıkarmak için bir bahane olmamasını; 'zorunluluk' ise ihtiyacın ertelenemez nitelikte olmasını ifade eder. Henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı, geçici ihtiyaçlar tahliye nedeni olarak kabul edilmez. Davacının halen oturduğu ev hakkında 6306 sayılı yasa kapsamında riskli yapı tespiti yapılması ve yıkım kararı alınması, Yargıtay tarafından ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğuna dair güçlü bir karine olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2018 tarihli, 2018/1057 E. – 2018/1859 K. sayılı kararında, davacının oturduğu ev için yıkım kararı alınması ve geçici olarak 1+1 bir yazlığa taşınmış olması, konut ihtiyacının varlığını kanıtladığı ve davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, davacının barınma hakkının tehlikeye girmesi nedeniyle ihtiyacın zorunlu nitelik kazandığını göstermektedir. Dolayısıyla, bir yıkım kararı, tek başına dahi ihtiyacın samimiyet ve zorunluluğunu ispatlamaya yeterli görülebilir (oner.av.tr/konut-ihtiyac-nedeniyle-tahliye-yargitay-kararlari/).