Ceza davasının düşmesi (CMK m. 223/8) kararının hukuki niteliği ve sonuçları nelerdir? Sanığın ölümü (TCK m. 64) halinde 'derhal beraat kararı verilebilecek hallerde düşme kararı verilemez' (CMK m. 223/9) hükmü uygulanabilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımını ve ölen sanığın mirasçılarının düşme kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #174957

Davanın düşmesi, CMK m. 223/8 uyarınca bir hükümdür ve TCK'da öngörülen düşme sebeplerinin (sanığın ölümü, af, dava zamanaşımı, şikayetten vazgeçme vb.) varlığı veya bir muhakeme şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde verilir. Bu karar, davanın esasına girilmeden kovuşturmayı sona erdirir. Sanığın ölümü (TCK m. 64), en temel düşme nedenlerinden biridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2019/686 ve K.2024/147 sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, sanığın ölümü halinde 'derhal beraat kararı verilebilecek hallerde düşme kararı verilemez' (CMK m. 223/9) hükmü uygulanmaz. Ölüm, cezaların şahsiliği ilkesi gereği yargılamayı mutlak olarak sona erdirir ve mahkemenin düşme kararı vermesi zorunludur. Mahkeme, delilleri değerlendirip beraat kararı veremez; bu, ölen kişi hakkında yargılama yapmaya devam etmek anlamına gelir ki hukuken mümkün değildir. Ölen sanığın mirasçılarının düşme kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkı ise, CMK m. 260'ta sayılan kişiler arasında yer almadıkları için kural olarak yoktur. Ancak, TCK m. 64 uyarınca müsadereye tabi eşya hakkında davaya devam edilebildiğinden, mirasçıların sadece müsadereye ilişkin hükmü temyiz etme haklarının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 6. CD, 25.04.2022, 23753-6210). Aksi halde, düşme kararı mirasçılar tarafından temyiz edilemez (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/davanin-dusmesi-karari-nedir.html).