CMK m. 246'da düzenlenen 'güvence belgesi'nin kapsamı konusunda doktrin ve uygulamadaki temel tartışma nedir? Bir mahkemenin, kaçak bir sanığa kendi yargılaması için verdiği güvence belgesinin, sanığın başka mahkemelerde devam eden diğer yargılamaları açısından da tutuklanmama güvencesi sağlayıp sağlamayacağını, CMK m. 246 gerekçesi ve mülga CMUK m. 288 hükmüyle karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #174951

CMK m. 246'da düzenlenen güvence belgesinin kapsamı, belgenin 'suça yönelik' mi yoksa 'şahsa yönelik' mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Tartışmanın temeli şudur: Güvence belgesi, sadece verildiği dosya (suç) için mi tutuklanmama teminatı sağlar, yoksa o kişiyi, hakkında devam eden tüm soruşturma ve kovuşturmalar için mi tutuklanmaktan korur? Mülga 1412 sayılı CMUK m. 288, 'Teminat varakası hangi suç için verilmiş ise maznunu yalnız ondan dolayı tevkiften masun bulundurur' diyerek açıkça 'suça yönelik' bir sistem benimsemişti. Yeni 5271 sayılı CMK'nın 246. maddesinin gerekçesinde de 'Tasarı, suça güvence belgesi sistemini kabul etmiştir' denilerek bu anlayışın sürdürüldüğü belirtilmektedir. Bu görüşe göre, bir mahkemenin verdiği güvence, başka bir mahkemenin yargı yetkisine müdahale anlamına geleceğinden, sadece kendi dosyasıyla sınırlıdır (sen.av.tr/tr/makale/guvence-belgesinin-kapsami). Karşı görüş ise, kurumun amacının kaçak veya gaip sanığı yargılamaya dahil etmek olduğunu, eğer sanık başka bir suçtan tutuklanma riski taşıyorsa bu amaca ulaşılamayacağını savunur. Bu görüşe göre, güvence belgesinin işlevsel olabilmesi için 'şahsa yönelik' kabul edilmesi ve sanığı tüm yargılamalar için tutuklanmaktan koruması gerekir. Uygulamada mahkemeler genellikle, 'bu dosya ile sınırlı olmak üzere' şeklinde şerh düşerek 'suça yönelik' güvence belgesi vermektedir. Ancak CMK m. 246 metninde mülga kanundaki gibi açık bir sınırlama olmaması, 'şahsa yönelik' yorumun da mümkün olduğunu göstermektedir (sen.av.tr).