Ceza muhakemesinde şüphelinin/sanığın 'isnadı öğrenme hakkı'nın kapsamı nedir? Bu hakkın soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki tezahürlerini, CMK'nın ilgili maddelerine (m. 147, m. 176) ve bu hakkın ihlalinin 'adil yargılanma hakkı' üzerindeki etkilerine değinerek analitik bir şekilde izah ediniz.
İsnadı öğrenme hakkı, bir suçlamayla karşı karşıya olan kişinin, kendini savunabilmesinin temel ön koşuludur ve adil yargılanma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ayrılmaz bir parçasıdır. CMK m. 147/1-b, ifade ve sorgudan önce şüpheliye/sanığa 'yüklenen suçun anlatılmasını' emrederek bu hakkı güvence altına alır. Bu 'anlatım', sadece suçun adını söylemek değil, suçlamanın dayanağı olan maddi vakıanın, yerin ve zamanın ana hatlarıyla, kişinin savunmasını yapabilecek yeterlilikte bildirilmesidir (avmehmetgenc.com). Soruşturma evresinde bu hak, kolluk veya savcı tarafından ifade alınmadan önce; kovuşturma evresinde ise CMK m. 176 uyarınca iddianamenin çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ edilmesi ve tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir haftalık bir sürenin bulunmasıyla sağlanır. Bu sürenin amacı, sanığın isnadı öğrenip savunmasını hazırlayabilmesi için yeterli zamana sahip olmasını temin etmektir. İsnadın usulüne uygun bildirilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur ve bu durum, yargılamanın adilliğini temelden zedeler. Yargıtay, isnadın anlatılmaması veya iddianamenin tebliğ edilmemesi gibi durumları mutlak bozma sebebi olarak kabul etmektedir, çünkü hakkındaki isnadı bilmeyen birinin kendini savunması mümkün değildir (avmehmetgenc.com).