Yargıtay tarafından verilen bir bozma kararının açık ve tartışmasız bir maddi hataya dayanması ve ilk derece mahkemesinin bu hatalı bozma kararına uyması durumunda, bozma lehine olan taraf için bir 'usuli kazanılmış hak' doğar mı? Maddi hatanın niteliği ve Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, ilgili Hukuk Genel Kurulu kararlarına atıfta bulunarak açıklayınız.
Hayır, Yargıtay'ın açık ve tartışmasız bir maddi hataya dayalı bozma kararına uyulması, bozma lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğurmaz. Usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnalarından biri de 'maddi hata'dır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) yerleşik içtihatlarına göre, bir bozma kararının maddi hataya dayalı sayılabilmesi için, bu hatanın her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdirinin dışında, açıkça ve tartışmasız bir şekilde, başka türlü yorumlanamayacak nitelikte olması gerekir (HGK-K.2021/1118). Örneğin, dosyada mevcut olmayan bir delile dayanılması veya mevcut bir delilin bariz şekilde yanlış okunması gibi durumlar maddi hata teşkil eder. Ancak, bozma kararında hukuki bir niteleme yapılmış veya deliller belli bir doğrultuda değerlendirilerek bir sonuca varılmışsa, bu karara uyulması halinde artık maddi hatadan söz edilemez. Bozmayı yapan Daire'nin sonradan hukuki görüşünü değiştirmesi veya delil değerlendirmesinin yanlış olduğunu benimsemesi dahi, oluşmuş usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaz (HGK, 25.02.2015 tarihli ve 2014/8-2485 E., 2015/850 K. sayılı kararı). Sonuç olarak, maddi hatanın varlığı ancak çok istisnai ve bariz durumlarda kabul edilir ve bu durumda usuli kazanılmış hak ilkesi uygulanmaz (barandogan.av.tr).