Taksirle yaralama suçunda, failin eyleminin 'bilinçli taksirle' işlendiğinin kabulü için, Yargıtay'ın aradığı kriterler nelerdir? Failin 'tecrübesine veya yeteneğine' güvenmesi bu kapsamda nasıl değerlendirilir?
Bilinçli taksirin (TCK m. 22/3) kabulü için, failin neticeyi 'öngörmesi' ancak 'istememesi' gerekir. Yargıtay, bu içsel durumun tespiti için somut dayanaklar arar. Metinde de belirtildiği gibi, failin öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine dair inancının dayanağı; 'talih, bilgi, yetenek, deneyim vb. sebepler' olabilir. Örneğin, çok tecrübeli bir tır şoförünün, normal bir sürücünün giremeyeceği riskli bir sollama yaparken 'ben bu manevrayı yıllardır yapıyorum, bir şey olmaz' düşüncesiyle hareket etmesi, neticeyi öngördüğünü (kaza ihtimalini) ama yeteneğine güvendiği için istemediğini gösterir. Eğer bu riskli manevra sonucu bir yaralanma olursa, bu durum basit taksir değil, bilinçli taksir olarak değerlendirilir. Yani, failin kendi kişisel yeteneklerine aşırı güvenerek objektif dikkat ve özen kurallarını ihlal etmesi, bilinçli taksirin tipik bir görünümüdür.