Anayasa Mahkemesi'nin 'örgüt adına suç işleme' suçuna ilişkin iptal kararlarının gerekçesinde, bu suç tipinin 'kişinin örgütle bağlantısı açıkça ortaya koyulmaksızın, örgüt üyelerine göre daha ağır cezalarla karşılaşabilmesi' riskine işaret edilmektedir. Bu risk nasıl ortaya çıkmaktadır?
Bu risk, suçların içtimaı (toplanması) kurallarından kaynaklanmaktadır. Örgüt üyesi olan bir kişi, örgüt faaliyeti çerçevesinde bir suç işlediğinde, genellikle hem örgüt üyeliği suçundan (TCK m. 220 veya 314) hem de işlediği diğer suçtan (örneğin yağma) ayrı ayrı cezalandırılır. 'Örgüt adına suç işleme' suçu ise, örgüte üye olmayan bir kişinin işlediği suça ek olarak, bu suçtan da ayrıca ceza alması anlamına gelir. Eğer 'örgüt adına suç işleme' için öngörülen ceza, örgüt üyeliği cezasından daha ağır olursa veya işlenen suçla birlikte toplamı örgüt üyesinin alacağı cezadan fazla olursa, hiyerarşik bağ kurmamış bir kişinin, örgütün bir parçası olan üyeden daha ağır bir yaptırımla karşılaşması gibi bir adalet ve orantılılık sorunu ortaya çıkar. Anayasa Mahkemesi, bu durumun ceza adaletini zedelediğini ve belirsiz bir kavrama dayalı olarak orantısız sonuçlar doğurduğunu vurgulamaktadır.