Sanık ve müdafiinin yokluğunda, duruşma tarihinden bir gün önce, kimlikleri tam tespit edilmeden dinlenen 'adli kolluk görevlisi' statüsündeki gizli soruşturmacıların beyanları, tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınabilir mi? Bu durum hangi usul kurallarını ve temel hakları ihlal eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #173327

Hayır, tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin E:2014/4941, K:2016/1098 sayılı kararında bu durumun ihlal ettiği kurallar ve haklar detaylıca sayılmıştır: 1. Delillerin Tartışılması (CMK m. 217): Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilip huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Sanığın yokluğunda alınan beyan tartışılmamıştır. 2. Tanık Dinleme Usulü (CMK m. 210): Olayın tek delili tanık beyanı ise, bu tanık mutlaka duruşmada dinlenmelidir. Önceki tutanağın okunması yeterli değildir. 3. Doğrudan Soru Sorma Hakkı (CMK m. 201): Sanık ve müdafiinin, tanığa soru sorma imkanı ortadan kaldırılmıştır. 4. Savunma Hakkı ve Silahların Eşitliği (AİHS m. 6/3-d): Sanığın, aleyhindeki tanığı sorguya çekme hakkı engellenmiştir. 5. Tanık Kimliğinin Tespiti (CMK m. 58): Kimliği belirsiz bir kişinin tanıklığına dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu çoklu ve esaslı ihlaller nedeniyle, bu şekilde elde edilen beyan tek başına mahkumiyete dayanak yapılamaz ve bu durum savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mutlak bir bozma sebebidir.