CMK m. 201'de düzenlenen 'doğrudan soru yöneltme' hakkı ile CMK m. 210'daki 'delillerin tartışılması' ilkesi arasında nasıl bir ilişki vardır? Yargıtay'ın gizli tanıkların dinlenmesine ilişkin kararlarında bu ilkeler nasıl bir araya gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #173237

Bu iki ilke, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' prensiplerini hayata geçirir. CMK m. 201, taraflara (savcı, avukat) tanık ve bilirkişi gibi delil kaynaklarını doğrudan sorgulama imkanı tanır. CMK m. 210 ve 217 ise, bir delilin hükme esas alınabilmesi için duruşmada ortaya konulması ve taraflarca 'tartışılması' gerektiğini emreder. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2015/3430, K:2015/4775 sayılı kararında görüldüğü gibi, gizli tanıkların sanık ve müdafiinin yokluğunda dinlenmesi, hem CMK m. 201'deki soru sorma hakkını hem de delili tartışma imkanını ortadan kaldırdığı için savunma hakkının kısıtlanması ve mutlak bozma nedeni sayılmaktadır. Gizli tanık dinlenirken dahi, ses ve görüntü değiştirme gibi tedbirler alınarak sanık ve müdafiinin soru sorma hakkının (CMK m. 201) ve dolayısıyla delili tartışma hakkının (CMK m. 210) sağlanması zorunludur.