Bir kimsenin, kendisinin taraf olduğu bir telefon görüşmesini, karşı tarafın rızası olmadan kayda alması, TCK m.133 (Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması) veya m.134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) suçlarını oluşturur mu? Bu eylemin, kendisine karşı işlenen bir suçu (tehdit, hakaret) delillendirme amacıyla yapılması durumu değiştirir mi?
Kural olarak, bir kimsenin, tarafı olduğu bir konuşmayı dahi olsa, karşı tarafın rızası olmadan kayda alması TCK m. 133 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu eylemin, kendisine karşı işlenmekte olan ve başka türlü ispatlanması mümkün olmayan bir suçu (tehdit, hakaret, şantaj gibi) delillendirmek amacıyla yapılması, TCK m. 26/1'de düzenlenen 'hakkın kullanılması' (özellikle 'savunma hakkı') veya TCK m. 25/1'de düzenlenen 'meşru savunma' kapsamında hukuka uygun kabul edilmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/36332 sayılı kararında da bu duruma işaret edilmiştir. Bu durumda, kişinin ani gelişen ve başka türlü ispatlayamayacağı bir saldırıya karşı delil toplama amacı, fiili hukuka uygun hale getirir ve suç oluşmaz. Ancak bu durumun, planlı bir şekilde tuzak kurarak kayıt almakla karıştırılmaması gerekir.