TCK m.26/1'de düzenlenen hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedeni, failin 'sübjektif' olarak hakkını kullandığı bilinciyle hareket etmesini gerektirir mi? Yoksa sadece objektif olarak bir hakkın varlığı yeterli midir?
Ceza hukuku doktrininde bu konu tartışmalı olmakla birlikte, genel kabul gören görüş, hukuka uygunluk nedenlerinin uygulanabilmesi için failin, bu nedenin varlığını bilerek ve ondan yararlanma kastıyla hareket etmesi gerektiğidir (sübjektif unsur). Yani, sadece objektif olarak bir hakkın varlığı yeterli değildir; failin de bu hakkı kullandığının bilincinde olması gerekir. Örneğin, bir gazetecinin, hakaret içeren bir ifadeyi, kamuoyunu bilgilendirme (basın özgürlüğü) amacıyla değil de, tamamen kişisel husumetle ve zarar verme kastıyla yayınlaması durumunda, objektif olarak basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek bir durum olsa dahi, sübjektif unsur (hakkını kullanma bilinci) eksik olduğu için TCK m.26'dan yararlanamayabilir. Ancak uygulamada mahkemeler, genellikle objektif şartların varlığını ispat için yeterli görmektedirler.