Muris muvazaası davalarında, mirasbırakanın asıl irade ve amacının tespitinde hangi olgulardan yararlanılır? Bir temlikin muvazaalı olup olmadığının değerlendirilmesinde, mirasbırakanın terekesinde başka taşınmazların bulunması ve bunları devretmemiş olması ne anlama gelir?
Muris muvazaası davalarında, gizlenen gerçek irade ve amacın tespitinde; ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark ve taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılır. YHGK'nın 2017/1263 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mirasbırakanın terekesinde başka taşınmazların bulunması ve mal kaçırma kastı olsaydı bunları da devredebilecekken devretmemiş olması, temlikin mal kaçırma amacıyla yapılmadığına dair güçlü bir karine teşkil eder. Bu durum, mirasbırakanın amacının tüm mirasçılardan mal kaçırmak değil, belirli bir taşınmazı, özel bir nedenle (örneğin minnet veya bakım karşılığı) belirli bir kişiye devretmek olduğunu gösterir ve muvazaa iddiasını zayıflatır.