Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) nedeniyle açılan bir boşanma davasında, davacı tanıklarının beyanlarının 'üçüncü kişilerden aktarılan vakıalar' olması hükme esas alınmalarına engel midir? Yargıtay HGK'nın 2017/2-1586 E. sayılı kararının yaklaşımı nasıldır?
Tek başına engel değildir. Özel Daire, tanık beyanlarının üçüncü kişiden aktarım olduğu gerekçesiyle kararı bozmuşsa da, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2-1586 E., 2021/247 K. sayılı kararında bu görüşe katılmamıştır. HGK, dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda bir tanığın davalı kadının eşine yönelik 'geri zekâlı, beceriksiz' gibi aşağılayıcı sözlerini bizzat duyduğunu beyan ettiğini ve bu beyanın aksini gösteren ciddi bir delil bulunmadığını belirtmiştir. HMK m. 255'e göre asıl olan tanığın doğruyu söylemesidir ve akrabalık gibi yakınlıklar tek başına beyanı değersiz kılmaz. Bu nedenle, doğrudan görgüye dayalı tanık beyanları, üçüncü kişiden aktarım olan beyanlarla birlikte değerlendirilerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığına karar verilmelidir. Mahkemenin, tanık beyanlarını serbestçe takdir ederken (HMK m. 198) hangisine hangi nedenle itibar ettiğini gerekçelendirmesi yeterlidir.