Bir hukuk davasında mahkemenin, taraflarca itiraz edilmeyen ve hukuken hükme esas alınmaya elverişli olmayan (örneğin davanın hukuki niteliğine aykırı bir hesaplama içeren) bir bilirkişi raporuna dayanarak karar vermesi zorunlu mudur? Hakimin takdiri delil olan bilirkişi raporu karşısındaki serbestisini ve 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı ile 'usuli kazanılmış hak' arasındaki ilişkiyi, YHGK E. 2022/3-508 sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172413

Hayır, mahkemenin bu tür bir rapora dayanarak karar vermesi zorunlu değildir. 6100 sayılı HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu, **takdiri bir delildir** ve hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte **serbestçe değerlendirir.** Hakimin, gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle bilirkişi raporunun aksine karar verme yetkisi vardır. Bu, hakimin yargılamadaki en temel görevlerinden biri olan **'maddi gerçeğe ulaşma'** amacının bir gereğidir. **Hakimin Serbestisi ve Usuli Kazanılmış Hak İlişkisi (YHGK E. 2022/3-508):** Anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında bu ilişki net bir şekilde ortaya konulmuştur: 1. **Hukuken Elverişsiz Rapor:** Karara konu olayda, geçersiz sözleşmeye dayalı iade davasında uygulanması gereken 'denkleştirici adalet' ilkesi yerine, taşınmazın 'rayiç bedelini' hesaplayan ilk bilirkişi raporu, davanın hukuki niteliğine aykırı olduğu için **hükme esas alınmaya elverişli değildir.** 2. **İtiraz Etmemenin Sonucu:** Tarafların, hukuken bu kadar bariz bir şekilde hatalı ve elverişsiz bir rapora itiraz etmemiş olmaları, o raporu mahkeme için bağlayıcı kılmaz. Bu durum, davacı lehine bir **'usuli kazanılmış hak' doğurmaz.** Çünkü usuli kazanılmış hak, hukuka uygun ve geçerli usul işlemleri üzerinden doğabilir. Hukuken sakat bir işleme tarafların sessiz kalması, o işlemi meşrulaştırmaz. 3. **Hakimin Maddi Gerçeğe Ulaşma Görevi:** Hakim, raporun hukuka ve olaya uygun olmadığını fark ettiğinde, bu hatayı düzeltmekle yükümlüdür. YHGK kararında, mahkemenin bu yanılgıyı fark edip kendiliğinden, davanın niteliğine uygun (denkleştirici adalete göre hesaplama yapan) yeni bir bilirkişi raporu alması ve buna göre karar vermesi doğru bulunmuştur. Hakimin, hatalı olduğunu bildiği bir rapora sırf taraflar itiraz etmedi diye dayanarak karar vermesi, adil yargılanma hakkına ve maddi gerçeğe ulaşma amacına aykırı olurdu. Sonuç olarak, hakimin takdiri deliller karşısındaki serbestisi ve maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü, tarafların usuli bir hataya sessiz kalarak yaratabilecekleri varsayımsal bir 'usuli kazanılmış hak'tan daha üstündür. Hakim, hukuka aykırı bir rapora bağlı değildir.