5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan 'taksir' ile aynı maddenin 3. fıkrasında tanımlanan 'bilinçli taksir' arasındaki temel fark nedir? Bir trafik kazasında, sanığın 'aşırı yorgun ve uykusuz' araç kullanması sonucu ölüme sebebiyet vermesi eylemi, Yargıtay tarafından hangi taksir türü kapsamında değerlendirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172410

Taksir (basit taksir) ile bilinçli taksir, her ikisi de failin neticeyi istemediği kusurluluk türleri olsa da, aralarındaki temel fark, failin **öngörülebilir bir neticeyi öngörüp öngörmemesi** noktasında ortaya çıkar. **Temel Fark:** 1. **Taksir (Basit Taksir - TCK m. 22/2):** Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı için, kanuni tanımdaki neticenin gerçekleşebileceğini **öngörmez.** Yani, ortada öngörülebilir bir netice vardır, ancak fail tedbirsizliği veya dikkatsizliği nedeniyle bu neticeyi öngörememiştir. Failin sorumluluğu, bu öngörememe durumundan kaynaklanır. Örnek: Islak zeminde hız sınırlarına uyan ancak ani bir manevrayla kaza yapan sürücü. 2. **Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda kanuni tanımdaki neticenin gerçekleşebileceğini **öngörür**, yani neticenin meydana gelebileceğini bilir veya tahmin eder. Ancak, şansına, kişisel becerisine veya başka bir etkeve güvenerek 'nasıl olsa olmaz' düşüncesiyle hareketine devam eder ve neticenin gerçekleşmesini istemez. Failin sorumluluğu, neticeyi öngörmesine rağmen kayıtsız kalmasından kaynaklanır. Örnek: Kırmızı ışıkta 'yetişirim' diyerek hızla geçen ve kazaya neden olan sürücü. **Aşırı Yorgun ve Uykusuz Araç Kullanma Eyleminin Değerlendirilmesi:** Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E: 2013/21094, K: 2014/14169 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir sürücünün **aşırı yorgun ve uykusuz** bir şekilde, özellikle uzun bir yolculukta araç kullanmaya devam etmesi, **bilinçli taksir** kapsamında değerlendirilmektedir. Bunun gerekçesi şudur: Aşırı yorgun ve uykusuz olan bir sürücü, direksiyon başında uyuyakalabileceğini, reflekslerinin zayıflayacağını ve bu durumun bir kazaya yol açabileceğini **objektif olarak öngörebilir** bir durumdadır. Bu riski öngörmesine rağmen araç kullanmaya devam etmesi, 'bir şey olmaz' düşüncesiyle hareket ettiğini ve neticeye kayıtsız kaldığını gösterir. Bu durum, failin neticeyi öngöremediği basit taksir halinden daha ağır bir kusurluluk derecesini ifade eder. Bu nedenle Yargıtay, bu tür eylemleri bilinçli taksir olarak kabul etmekte ve TCK m. 22/3 uyarınca cezanın artırılması gerektiğine hükmetmektedir.