Bir ceza davasında sanık, 'hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi suretiyle' suç işlediğini savunmaktadır. Mahkemenin bu savunmayı kabul etmesi halinde, CMK m. 223 uyarınca ne tür bir hüküm kurması gerekir? Bu durumun, 'hukuka uygunluk nedeni' olan 'kanun hükmünü yerine getirme'den farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172374

Mahkemenin, sanığın suçu 'hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi suretiyle' işlediği savunmasını kabul etmesi halinde, CMK m. 223/3-b uyarınca sanık hakkında **'ceza verilmesine yer olmadığı'** kararı kurması gerekir. Bu durum, TCK'nın 24. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre, konusu suç teşkil eden bir emri alan kamu görevlisi bu emri yerine getiremez. Ancak, amirinden aldığı ve konusu suç teşkil eden emri, yetkili makam tarafından kendisine yazılı olarak yenilenirse ve emrin yerine getirilmesinden doğacak sonuçtan emri veren sorumlu olacağını bildirirse, emri yerine getiren ast sorumlu olmaz. Bu durumda ast, hukuka aykırı bir fiil işlemiştir, ancak emrin bağlayıcılığı nedeniyle kusurlu sayılmaz. **Farkı:** 'Hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi' ile 'kanun hükmünü yerine getirme' (TCK m. 24/1) arasındaki temel fark, fiilin hukuka uygun olup olmaması noktasındadır: * **Kanun Hükmünü Yerine Getirme (TCK m. 24/1):** Bu, bir **hukuka uygunluk nedenidir.** Kanunun verdiği bir yetkiyi veya yüklediği bir görevi yerine getiren kişinin fiili, baştan itibaren hukuka uygundur ve suç teşkil etmez. Örneğin, icra memurunun haciz işlemi sırasında kapıyı çilingirle açtırması, konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşturmaz. Bu durumda, sanık hakkında CMK m. 223/2-d uyarınca **'beraat'** kararı verilir. Çünkü ortada hukuka aykırı bir fiil yoktur. * **Bağlayıcı Emrin Yerine Getirilmesi (TCK m. 24/2-3):** Bu ise, bir **kusurluluğu ortadan kaldıran nedendir.** Burada işlenen fiil, objektif olarak hukuka aykırıdır ve tipikliği de mevcuttur. Yani fiil, teknik olarak bir suçtur. Ancak kanun koyucu, astın içinde bulunduğu zorunlu durum (bağlayıcı emir) nedeniyle onun **kusurlu sayılamayacağını** kabul etmiştir. Fiil hukuka aykırı olmaya devam ettiği için beraat kararı verilemez. Bunun yerine, failin kusuru bulunmadığı için CMK m. 223/3 uyarınca **'ceza verilmesine yer olmadığı'** kararı verilir. Özetle, ilki fiili hukuka uygun hale getirip suçu ortadan kaldırırken (beraat), ikincisi hukuka aykırı olan fiili işleyen failin kusurunu ortadan kaldırarak onu cezasız bırakır (ceza verilmesine yer olmadığı).