Bir ceza davasında, sanığın eyleminin iddianamede 'kasten yaralama' olarak nitelendirilmesine karşın, mahkemenin eylemin 'bilinçli taksirle yaralama' suçunu oluşturduğu kanaatine varması durumunda, sanığa ek savunma hakkı verilmesi zorunlu mudur? 'Suçun hukuki niteliğinin değişmesi' kavramının bu örnekteki uygulanışını açıklayınız.
Evet, bu durumda sanığa ek savunma hakkı verilmesi kesinlikle zorunludur. CMK m. 226 uyarınca, sanık, 'suçun hukuki niteliğinin değişmesinden' önce haberdar edilip savunma yapma imkanı bulmadıkça, iddianamede değinilen kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilemez. 'Suçun hukuki niteliğinin değişmesi', fiilin hukuki tanımının ve unsurlarının değişmesi anlamına gelir. Kasten yaralama ile taksirle yaralama suçları, ceza hukukunun temel ayrımı olan 'kast-taksir' ayrımına dayanan, tamamen farklı suç tipleridir. **'Suçun Hukuki Niteliğinin Değişmesi' Kavramının Uygulanışı:** 1. **Manevi Unsurun Değişmesi:** Kasten yaralama suçunda (TCK m. 86), failin neticeyi bilerek ve isteyerek hareket etmesi (kast) aranır. Bilinçli taksirle yaralama suçunda ise (TCK m. 89, m. 22/3), fail neticeyi öngörmesine rağmen, 'olmaz' diyerek veya şansına/becerisine güvenerek hareket eder. Görüldüğü gibi suçun manevi unsuru temelden değişmektedir. 2. **Savunma Stratejisinin Farklılaşması:** * **Kasten Yaralama Savunması:** Sanık, bu suçlamaya karşı 'yaralama kastının olmadığını', 'fiili kendisinin işlemediğini' veya 'meşru savunma altında hareket ettiğini' ileri sürebilir. * **Bilinçli Taksirle Yaralama Savunması:** Suç vasfı değiştiğinde ise savunma, 'gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmadığı', 'neticeyi öngörmesinin mümkün olmadığı' veya 'neticeyi öngörmüş olsa bile bunun gerçekleşmemesi için tedbir aldığı' gibi taksire yönelik argümanlar üzerine kurulacaktır. Sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, başlangıçta kasten yaralama suçuna karşı yaptığı savunmalarla yetinilerek bilinçli taksirle yaralamadan mahkumiyet kararı verilmesi, sanığın bu yeni ve farklı hukuki nitelemeye karşı kendini savunma hakkını elinden alır. Bu durum, 'ithamı öğrenme' ve 'savunma hakkı' gibi adil yargılanmanın temel ilkelerini ihlal eder. Bu nedenle, suçun manevi unsurunu kasttan taksire (veya tersi) değiştiren her niteleme değişikliği, CMK m. 226 kapsamında ek savunmayı zorunlu kılar. Yargıtay bu kurala uyulmamasını mutlak bozma sebebi saymaktadır.