Bir kimsenin, kendisine karşı işlenmekte olan ve başka türlü ispatlama imkanı bulunmayan bir suçu (örneğin tehdit) delillendirmek amacıyla, karşı tarafın rızası olmaksızın yaptığı ses kaydı, hukuka uygun bir delil olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımında 'hukuka aykırı hareket etme bilinci' unsurunun rolü nedir?
Kural olarak, bir kişinin tarafı olduğu bir konuşmayı dahi olsa, karşı tarafın rızası olmadan kaydetmesi TCK kapsamında bir suç teşkil eder ve bu şekilde elde edilen delil hukuka aykırı delil sayılır (Anayasa m. 38/6, CMK m. 217/2). Ancak Yargıtay, istisnai durumlarda, belirli şartların varlığı halinde bu tür ses kayıtlarını hukuka uygun delil olarak kabul etmektedir. Yargıtay'ın bu yaklaşımının temelinde, failin **'hukuka aykırı hareket etme bilinci'** ile hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi yatmaktadır. **Yargıtay'ın Yaklaşımı ve 'Hukuka Aykırı Hareket Etme Bilinci':** Yargıtay'ın bu tür kayıtları meşru kabul ettiği kararların ortak özellikleri şunlardır: 1. **Ani ve Beklenmedik Gelişen Bir Durum:** Kaydı yapan kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan (tehdit, hakaret, şantaj, cinsel taciz gibi) bir suçla ani ve beklenmedik bir şekilde karşı karşıya kalması gerekir. Planlı bir şekilde tuzak kurarak kayıt yapmak bu kapsamda değerlendirilmez. 2. **Başka Türlü Delil Elde Etme İmkanının Olmaması:** O an için durumu ispatlayacak başka bir delil (tanık, kamera kaydı vb.) elde etme imkanının bulunmaması gerekir. Ses kaydı, son çare olarak delil elde etme aracı olmalıdır. 3. **Meşru Savunma veya Hakkı Koruma Amacı:** Failin kastının, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek veya bu kaydı başka amaçlarla kullanmak değil, sadece kendisine karşı işlenen suçu belgelemek ve bu delili yetkili makamlara (savcılık, mahkeme) sunarak yasal haklarını korumak olması gerekir. Bu şartlar altında, kişinin eylemi, TCK m. 24 (Kanun hükmünü yerine getirme) ve TCK m. 25 (Meşru savunma) veya TCK m. 26 (Hakkın kullanılması) gibi bir hukuka uygunluk nedeni çerçevesinde değerlendirilir. Failin amacı suç işlemek olmadığından, **'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle'** hareket etmediği kabul edilir. Bu durumda, suçun manevi unsuru oluşmadığı için hem ses kaydını alma eylemi suç teşkil etmez, hem de bu yolla elde edilen delil, yargılamada sanık aleyhine **hukuka uygun bir delil** olarak kullanılabilir. Ancak bu durum dar yorumlanması gereken bir istisnadır ve her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.