Bir boşanma davasında, davalı kadının, davacı kocası hakkında tanıklar huzurunda 'geri zekalı, beceriksiz' gibi aşağılayıcı ifadeler kullanması, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) açısından nasıl bir kusur teşkil eder? Bu tür bir eylemin ispatında tanık delilinin rolünü ve Yargıtay'ın yaklaşımını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172351

Davalı kadının, davacı kocası hakkında tanıklar huzurunda 'geri zekalı, beceriksiz' gibi ifadeler kullanması, Türk Medeni Kanunu açısından **duygusal şiddet** ve **aşağılayıcı davranış** olarak kabul edilir. Bu tür eylemler, eşlerin birbirine karşı olan sadakat, yardım ve saygı yükümlülüğüne (TMK m. 185) ağır bir aykırılık teşkil eder. Evlilik birliğinin temelini oluşturan karşılıklı saygı ve sevgi ortamını yok ettiği için, tek başına dahi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan **ağır kusurlu** bir davranış olarak nitelendirilir. **İspatta Tanık Delilinin Rolü:** Bu tür sözlü hakaret ve aşağılamaların ispatı genellikle yazılı bir delille mümkün olmaz. Bu nedenle, bu vakıaların ispatında en önemli delil **tanık beyanlarıdır**. HMK m. 255'e göre, aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylediğidir. Akrabalık gibi yakınlıklar da tek başına tanık beyanını değerden düşüren bir sebep sayılamaz. **Yargıtay'ın Yaklaşımı (YHGK, E. 2017/2-1586, K. 2021/247):** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anılan kararında bu konuya net bir şekilde değinmiştir. Kararda, davacı tanığının, davalı kadının davacıya yönelik aşağılayıcı sözlerini bizzat duyduğuna ilişkin beyanının, dosyada aksini gösteren ciddi bir delil olmaması nedeniyle hükme esas alınabileceğini belirtmiştir. Yargıtay, bu tür eylemleri, evlilik birliğinin mutluluğunu gölgeleyen ve birliğin devamını çekilmez hale getiren kusurlu davranışlar olarak kabul etmektedir. Tanığın, bu sözleri doğrudan duymuş olması (naklen anlatım olmaması) ve beyanının samimi bulunması halinde, bu delil boşanma kararı verilmesi ve kusur durumunun tespiti için yeterli görülmektedir. Sonuç olarak, eşe karşı aşağılayıcı ve onur kırıcı ifadeler kullanmak, boşanma davasında ağır kusur sebebidir ve bu durumun ispatında, güvenilir ve çelişkisiz tanık beyanları kilit rol oynar. Yargıtay, bu tür davranışları evlilik birliğini temelden sarsan ve boşanma için haklı bir gerekçe oluşturan eylemler olarak değerlendirmektedir.