Bir hukuk davasında ıslah edilen miktar için faizin başlangıç tarihi ne olmalıdır? Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki farklar, bu faiz başlangıç tarihi açısından nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay'ın 24.05.2019 tarihli ve 2017/8 E., 2019/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu konudaki rolünü, metinde geçen HGK kararındaki (E. 2017/1053) karşı oyla ilişkilendirerek açıklayınız.
Islah edilen miktar için faizin başlangıç tarihi, davanın **kısmi dava** mı yoksa **belirsiz alacak davası** mı olduğuna göre temelden farklılık gösterir. * **Kısmi Davada Faiz Başlangıcı:** Kısmi davada, davacı alacağının tamamını değil, sadece belirli bir kısmını dava eder. Bu durumda, davalı sadece dava edilen kısım için temerrüde düşmüş sayılır. Davacı, alacağının geri kalanını ıslah yoluyla talep ettiğinde, bu ıslah edilen kısım için davalıyı ancak **ıslah tarihinde** temerrüde düşürmüş olur. Bu nedenle, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, kısmi davada ıslah edilen miktar için faiz, **ıslah tarihinden itibaren** işlemeye başlar. Metindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1053, K. 2019/1236 sayılı kararı da bu kuralı benimsemiştir. * **Belirsiz Alacak Davasında Faiz Başlangıcı:** Belirsiz alacak davasında (HMK m. 107) ise, davacı, alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyemediği için, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirterek dava açar. Alacak miktarı yargılama sırasında belirlendiğinde, davacı talebini harcını tamamlayarak artırabilir. Bu artırım 'ıslah' niteliğinde değildir. Yargıtay'a göre, belirsiz alacak davasında alacaklı, davanın en başında alacağın tamamı için talepte bulunmuş sayılır. Bu nedenle, yargılama sonunda belirlenen alacağın tamamı için faiz, **dava tarihinden itibaren** (hatta borçlu daha önce temerrüde düşürülmüşse o tarihten itibaren) işlemeye başlar. **Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve HGK Kararındaki Karşı Oy:** Metindeki Hukuk Genel Kurulu kararında (E. 2017/1053) yer alan karşı oy, **24.05.2019 tarihli ve 2017/8 E., 2019/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na (İBK)** atıf yapmaktadır. Bu İBK, 'kısmi eda külli tespit' davası olarak açılan ve alacağın geri kalanının tespiti istenen davaların, belirsiz alacak davası sayılamayacağı ve ıslahla artırılan kısma dava tarihinden faiz yürütülemeyeceğine ilişkindir. Ancak bu İBK'nın gerekçesinde ve tartışmalarında, belirsiz alacak davasının doğası ve faiz başlangıcı konusu ele alınmıştır. Karşı oy, ecrimisil davasının da niteliği gereği belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu nedenle ıslah edilen kısma da **dava tarihinden** itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu görüş, dava türünün doğru nitelendirilmesi halinde faiz başlangıcının değişeceği, dolayısıyla olayın Yargıtay'ın belirsiz alacak davası-faiz ilişkisine dair genel içtihadı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak HGK çoğunluğu, somut davayı bir kısmi dava olarak kabul etmiş ve faizin ıslah tarihinden başlatılması gerektiği yönündeki klasik görüşü benimsemiştir. Bu durum, bir davanın 'kısmi' mi yoksa 'belirsiz' mi olarak nitelendirileceğinin faiz başlangıcı açısından ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.