Bir şirketin, yurtdışından gelen parayı bir süre uhdesinde tutarak daha sonra ilgili başka bir şirkete aktarması ve bu işlem için komisyon alması, 6493 sayılı Kanun kapsamında bir 'ödeme hizmeti' olarak kabul edilebilir mi? Bu tür bir faaliyetin 'izinsiz faaliyette bulunma' suçu (m.28) oluşturup oluşturmayacağını, ticari aracılık ve emanetçilik kavramlarıyla karşılaştırarak tartışınız.
Bu sorunun cevabı, yapılan işlemin niteliğine ve amacına bağlıdır. Metinde bu konuda bir ayrım yapılmaktadır: **Ödeme Hizmeti Sayılabilecek Durum:** Eğer bir şirket, sistematik ve sürekli bir faaliyet olarak, bir tarafın (gönderen) fonlarını alıp diğer bir tarafa (alıcı) aktarma işini bir hizmet olarak sunuyorsa, bu 6493 sayılı Kanun'un 12. maddesinde tanımlanan 'para havalesi' veya 'ödeme hesabının işletilmesi' gibi bir ödeme hizmeti kapsamına girebilir. Şirketin parayı bir süreliğine kendi hesabında tutması (ödeme hesabına para yatırılması) ve daha sonra başka bir hesaba aktarması (para transferi), bir 'ödeme kuruluşu' gibi hareket ettiği izlenimini doğurur. Bu faaliyetin, Kanun'un gerektirdiği Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası izni olmadan yapılması, m. 28'deki 'izinsiz faaliyette bulunma' suçunu oluşturur. Burada kritik olan, şirketin bir 'ödeme aracı' veya 'fon transfer sistemi' olarak işlev görmesidir. **Ödeme Hizmeti Sayılmayabilecek Durum (Ticari Aracılık):** Aksine, eğer şirket iki ticari işletme arasındaki bir mal veya hizmet alım satımına aracılık ediyorsa ve bu süreçte bir güven unsuru olarak parayı 'yediemin/emanetçi' sıfatıyla geçici olarak elinde tutuyorsa, bu durum ödeme hizmeti olarak değerlendirilmeyebilir. Metinde de belirtildiği gibi, 'iki şirket arasındaki güveni sağlayıp, para ve mal gönderimini yönetmesi, paranın Ülkemizde mal ve hizmet almak için gönderilmesi ve sonrasında paranın güven ilişkisi içerisinde ilgilisine teslim edilmesi' bir ödeme hizmeti değildir. Bu, daha çok ticari bir danışmanlık, aracılık veya garantörlük hizmetidir. Bu hizmet karşılığında komisyon alınması da ticari hayatın doğasına uygundur. **Değerlendirme ve Sonuç:** Ayırt edici kriter, şirketin temel faaliyetinin 'fon transferine aracılık etmek' mi, yoksa 'ticari bir işlemi kolaylaştırmak' mı olduğudur. Eğer şirketin rolü, ödeme sistemleri gibi sadece paranın bir noktadan diğerine akışını sağlamaksa, bu izne tabi bir ödeme hizmetidir. Ancak paranın transferi, daha büyük bir ticari anlaşmanın (mal alımı, hizmet ifası vb.) güvenli bir şekilde tamamlanması için bir yan edim, bir 'emanet' işlemi niteliğindeyse, bu durumun 6493 sayılı Kanun kapsamına girmemesi gerekir. Mahkemelerin, 'komisyon alma' veya 'para transferi' gibi ifadelere takılmadan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bütününü ve asıl ticari amacı değerlendirerek bir sonuca varması, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin bir gereğidir.