6100 sayılı HMK uyarınca davanın 'tam ıslahı' ile hangi usul işlemleri geçersiz hale gelir? Buna karşılık, ıslah ile geçersiz kılınamayacak ve etkisini koruyacak usul işlemleri nelerdir? (HMK m. 180, 182)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172338

Davanın 'tam ıslahı' (HMK m. 180), dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Yani, tam ıslahla birlikte sanki dava yeni bir dilekçe ile o an açılıyormuş gibi bir durum yaratılır. Bu kapsamda geçersiz hale gelen temel usul işlemleri şunlardır: * İlk dava dilekçesi ve içeriğindeki talepler. * Cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri. * Ön inceleme aşamasında yapılan işlemler (sulhe teşvik, uyuşmazlığın tespiti vb.). * Tarafların sundukları ve ıslahla anlamsız hale gelen diğer dilekçeler ve beyanlar. * Tarafların ilk iddia ve savunmaları çerçevesinde ileri sürdükleri vakıalar. Ancak, HMK'nın 182. maddesi, ıslahın etkilemeyeceği, yani ıslah ile geçersiz kılınamayacak bazı istisnai usul işlemlerini saymıştır. Islah yapılsa dahi geçerliliğini koruyan bu işlemler şunlardır: 1. **İkrar:** Taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğruluğunu kabul etmesi. İkrar, ıslahla geri alınamaz. 2. **Tanık İfadeleri:** Duruşmada dinlenen tanıkların beyanları, ıslahla geçersiz olmaz. Mahkeme, ıslah sonrası yeni duruma göre bu ifadeleri yeniden değerlendirir. 3. **Bilirkişi Rapor ve Beyanları:** Alınan bilirkişi raporları ve bilirkişilerin duruşmadaki sözlü beyanları geçerliliğini korur. 4. **Keşif ve İsticvap Tutanakları:** Yapılan keşif işlemi ve tarafların isticvabı (sorgusu) sonucu tutulan tutanaklar ıslahla etkilenmez. 5. **Yemin:** Yerine getirilmiş olan veya karşı tarafın ıslahtan önce yerine getireceğini bildirdiği yeminin teklifi, reddi veya iadesi de ıslahla geçersiz kılınamaz. Kısacası, tam ıslah tarafların dilekçeler teatisi ve iddia/savunma çerçevesini sıfırlarken, delillerin toplanmasına yönelik yapılan ve maddi vakıaları tespit eden temel yargılama faaliyetleri (tanık, bilirkişi, keşif gibi) kural olarak geçerliliğini korur. Mahkeme, bu delilleri ıslah sonrası oluşan yeni hukuki duruma göre takdir eder.