Ecrimisil davasında, davacının dava dilekçesinde talep edilen miktar için dava tarihinden, ıslah dilekçesinde ise artırılan miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz talep etmesi gerekirken, mahkemenin talep olmaksızın 'kademeli faize' hükmetmesi hangi usul ilkesine aykırıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1053, K. 2019/1236 sayılı kararı bu durumu nasıl değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172325

Mahkemenin, davacının talebi olmaksızın 'kademeli faize' hükmetmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesinde düzenlenen **'Taleple Bağlılık İlkesi'ne** açıkça aykırıdır. Bu ilke, hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini ifade eder. Ecrimisil, niteliği itibarıyla bir haksız fiil tazminatıdır ve alacağın muaccel olması için borçlunun temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Bu nedenle, davacı her bir ecrimisil döneminin sonundan itibaren işleyecek şekilde 'kademeli faiz' talep edebilir. Ancak, bu talebin davacı tarafından dava veya ıslah dilekçesinde **açıkça ileri sürülmesi** gerekir. Davacı, bu hakkını kullanmayıp sadece dava tarihinden itibaren faiz istemişse, hakim talebi aşarak dönem sonlarından itibaren faize hükmedemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1053, K. 2019/1236 sayılı kararında bu durum şu şekilde değerlendirilmiştir: 1. **Taleple Bağlılık İlkesinin İhlali:** Kararda, davacının gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde sadece 'yasal faiz' talep etmesine rağmen, mahkemenin talep dışına çıkarak dönem sonlarından itibaren 'kademeli yasal faize' hükmetmesinin HMK m. 26'ya aykırı olduğu açıkça belirtilmiştir. 2. **Faiz Başlangıç Tarihleri:** Kısmi dava olarak açılan ecrimisil davasında faizin başlangıcı, taleple bağlılık ilkesi gereğince şu şekilde olmalıdır: * Dava dilekçesinde talep edilen ilk miktar için, talep edildiği üzere **dava tarihinden** itibaren faiz yürütülmelidir. * Islah ile artırılan miktar için ise **ıslah tarihinden** itibaren faiz yürütülmelidir. Çünkü ıslahla artırılan kısım için alacaklı, ancak ıslah tarihinde talepte bulunmuş ve karşı tarafı bu miktar yönünden temerrüde düşürmüş sayılır. Sonuç olarak YHGK, mahkemenin taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek kademeli faize hükmetmesini ve ıslah edilen kısma dava tarihinden itibaren faiz yürütmesini hatalı bulmuş ve kararın bu nedenle bozulması gerektiğine hükmetmiştir.