TCK m. 123/A'da düzenlenen ısrarlı takip suçunun 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' (TCK m. 123) suçundan temel farkı nedir? Israrlı takip suçunun bir 'zarar suçu' olarak nitelendirilmesinin sebebi ve TCK m. 43 (zincirleme suç) hükümlerinin bu suçta neden uygulanamayacağını açıklayınız.
Israrlı takip suçu (TCK m. 123/A), kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun özel bir halidir ve ondan daha ağır yaptırımlar öngörür. Temel farkı, suçun oluşumu için aranan 'objektif cezalandırılabilme şartları'dır. TCK m. 123/A'ya göre, failin ısrarlı eylemlerinin (fiziken takip etme, iletişim araçlarıyla temas kurmaya çalışma vb.) mağdur üzerinde 'ciddi bir huzursuzluk oluşmasına' ya da 'kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına' neden olması gerekir. Bu sonuçların aranması, suçu bir 'tehlike suçu' olmaktan çıkarıp bir 'zarar suçu' haline getirir. Yani, sadece eylemin yapılması yeterli olmayıp, mağdur üzerinde somut bir zararın (ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi) meydana gelmesi şarttır. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ise daha çok bir tehlike suçu olarak kabul edilir. TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerinin ısrarlı takip suçunda uygulanamamasının sebebi, 'ısrar' unsurunun bizatihi suçun kurucu unsuru olmasıdır. Yani, kanun koyucu, suçun oluşabilmesi için zaten birden fazla eylemin süreklilik arz edecek şekilde yapılmasını aramaktadır. Bu tekrarlanan eylemler, ayrı ayrı suçları değil, tek bir ısrarlı takip suçunu oluşturur. Bu nedenle, suçun unsuru olan eylem bütünlüğü, zincirleme suç mantığıyla bağdaşmaz.