Bir sanık hakkında, aynı mağdura ait işyerinden iki farklı tarihte (10.05.2009 ve 24.05.2009) hırsızlık yapmaktan dava açılmıştır. İlk olayla ilgili iddianame 13.05.2009'da düzenlenmiş ve 26.05.2009'da mahkemece kabul edilmiştir. Bu durumda, sanığın 24.05.2009'daki ikinci eylemi, ilk eylemle birlikte zincirleme suç (TCK m. 43) kapsamında değerlendirilebilir mi? 'Hukuki kesinti' kavramının bu olaydaki etkisini Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/47 sayılı kararı çerçevesinde açıklayınız.
Hayır, bu durumda ikinci eylem zincirleme suç kapsamında değerlendirilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında da açıklandığı gibi, bir suçla ilgili olarak iddianamenin düzenlenip mahkeme tarafından 'kabul edilmesi', 'hukuki kesinti' yaratır. Bu, sanığın eylemleri arasındaki 'aynı suç işleme kararı' bağını koparır. Olayda, sanığın 10.05.2009 tarihli ilk eylemi için 13.05.2009'da iddianame düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'ya göre kamu davası iddianamenin kabulüyle açıldığından, bu iddianame mahkeme tarafından kabul edildiği anda (26.05.2009), ilk eylem için yargı süreci başlamıştır. Sanığın 24.05.2009'da işlediği ikinci eylem, hukuki kesinti yaratan ilk iddianameden sonraki bir tarihte gerçekleştiği için, artık ilk eylemle aynı suç işleme kararının devamı olarak kabul edilemez. Failin iradesinin yenilendiği ve yeni bir suç işleme kararıyla hareket ettiği varsayılır. Bu nedenle, hukuki kesinti nedeniyle ikinci eylem ayrı ve bağımsız bir hırsızlık suçu olarak değerlendirilir ve sanık hakkında iki ayrı hırsızlık suçundan hüküm kurulur. Zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.