5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiin görevi, sanığın kendisine özel bir vekil (avukat) tayin etmesiyle birlikte sona erer mi? Bu durumda, zorunlu müdafiin yaptığı temyiz başvurusunun hukuki geçerliliği var mıdır? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/19752 E., 2017/685 K. sayılı kararındaki usuli tespiti açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172298

Evet, sanığın kendisine özel bir vekil tayin etmesiyle birlikte, CMK uyarınca atanmış olan zorunlu müdafiin görevi kendiliğinden sona erer. Bu durum, 'Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 7. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde de açıkça düzenlenmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında da bu usuli tespit yapılmıştır. Karara konu olayda, zorunlu müdafi hükmü temyiz etmiş, ancak bu temyiz başvurusundan önce sanık dosyaya özel vekaletname sunarak kendi avukatını tayin etmiştir. Yargıtay, sanığın özel vekil tayin ettiği anda zorunlu müdafiin görevinin sona erdiğini, dolayısıyla artık dosyada sanığı temsil etme yetkisi kalmayan zorunlu müdafiin yaptığı temyiz başvurusunun 'hukuken geçersiz' olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle, zorunlu müdafiin temyiz talebi, CMUK m. 317 (yetkisiz kişinin başvurusu) uyarınca reddedilmiştir. Sanığı artık özel vekili temsil ettiğinden, temyiz gibi kanun yolu başvurularını da onun yapması gerekir.