6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesinde düzenlenen 'taleple bağlılık ilkesi'nin, hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ilişkisi nedir? Hakimin davayı aydınlatma ödevi, taleple bağlılık ilkesini ortadan kaldırır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172293

Hayır, hakimin davayı aydınlatma ödevi, taleple bağlılık ilkesini ortadan kaldırmaz; aksine, bu ilkenin doğru ve sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayan tamamlayıcı bir araçtır. İlişkileri şöyledir: * Taleple Bağlılık İlkesi (HMK m. 26): Hakimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini ifade eder. Bu ilke, davanın sınırlarını çizer. * Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi (HMK m. 31): Hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilmesini, soru sorabilmesini ve delil gösterilmesini isteyebilmesini ifade eder. Bu iki kurum arasındaki ilişki, özellikle talep sonucunun 'belirsiz, çelişkili veya eksik' olduğu durumlarda ortaya çıkar. Eğer davacının talep sonucu yeterince açık değilse, hakimin taleple bağlılık ilkesi gereği bu belirsiz talebe göre karar vermesi adil bir sonuç doğurmaz. İşte bu noktada davayı aydınlatma ödevi devreye girer. Hakim, davacıya talep sonucunu netleştirmesi için sorular sorar ve açıklama yapmasını ister. Böylece, davacının gerçekte ne talep ettiği anlaşıldıktan sonra, hakim yine taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde, ancak bu kez 'aydınlatılmış ve netleştirilmiş' talebe göre karar verir. Dolayısıyla, aydınlatma ödevi, talep sonucunun sınırlarını aşmak için değil, o sınırları doğru bir şekilde belirlemek için kullanılır.