Bir ceza davasında, sanığın eşi olan tanık dinlenirken, kendisine CMK m. 45 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmamıştır. Bu durumun hukuki sonucu nedir ve bu tanığın ifadesi delil olarak kullanılabilir mi?
Bu durum, ceza muhakemesi hukukunda önemli bir usul hatası ve 'hukuka aykırı delil' elde etme halidir. CMK m. 45/1-a, sanığın eşinin tanıklıktan çekinebileceğini, CMK m. 48 ise bu hakkın tanığa dinlenmeden önce bildirilmesinin zorunlu olduğunu emreder. Bu bildirim yapılmadan alınan ifade, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilmiş sayılır. Hukuki sonucu, CMK m. 217/2'de belirtilmiştir: 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.' Bu ilkenin tersinden yorumu, hukuka aykırı delillerin ispatta kullanılamayacağıdır. Dolayısıyla, çekinme hakkı hatırlatılmadan dinlenen eşin ifadesi, delil olarak değerlendirilemez ve mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, bu tür bir usuli eksiklik, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, tek başına bir bozma nedenidir.