Aynı fiil ve aynı sanık hakkında açılmış iki ceza davası bulunduğunda, 'non bis in idem' ilkesi gereği ikinci davada 'davanın reddi' kararı verilir (CMK m. 223/7). Ancak uygulamada, ilk davanın henüz kesinleşmeyip derdest (görülmekte) olması halinde, mahkemeler genellikle davanın reddi yerine hangi usuli kararı vermektedir? Bu uygulamanın pratik sebebi nedir?
Metindeki açıklamalara göre, aynı fiil ve aynı sanık hakkında açılmış iki ceza davası varken, ilk davanın henüz derdest olması halinde, kanuni çözüm 'davanın reddi' (CMK m. 223/7) olmasına rağmen, Yargıtay ve yerel mahkeme uygulamasında genellikle iki davanın 'birleştirilmesi' yoluna gidilmektedir. Bu uygulamanın pratik sebebi, usul ekonomisi ve maddi gerçeğe daha sağlıklı ulaşma amacıdır. Davaların birleştirilmesiyle, aynı olaya ilişkin deliller tek bir dosyada toplanır, tanıklar bir kez dinlenir ve çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçilir. Davanın reddi kararı verildiğinde, ikinci davanın savcılık veya mahkeme tarafından sehven açıldığı kabul edilir ve dosya kapatılır. Ancak birleştirme kararı ile her iki dosyadaki iddialar ve deliller birlikte değerlendirilerek tek bir hüküm kurulur. Bu yöntem, özellikle eylemin zincirleme suç oluşturma ihtimali gibi durumların daha net görülebilmesini sağlar ve daha adil bir sonuca ulaşılmasına hizmet eder. Dolayısıyla, kanuni olarak 'ret' kararı mümkün olsa da, pratik faydaları nedeniyle 'birleştirme' kararı daha sık tercih edilmektedir.