CMK m. 41'e göre eski hale getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren belirli bir süre içinde verilir. Sanığın, usulüne uygun tebliğ edilmeyen bir karardan, cezaevinde bulunduğu sırada başka bir sebeple (örneğin uzlaştırma talebiyle) haberdar olması, eski hale getirme süresinin başlangıcı açısından nasıl bir etki yaratır? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/518 E., 2020/2877 K. sayılı kararındaki mantığı açıklayınız.
Bu durum, eski hale getirme ve temyiz süresinin başlangıcını tetikler. Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi, 'Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur' der. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında da bu ilke uygulanmıştır. Sanığa yapılan ilk tebligat usulsüz olsa dahi, sanığın daha sonra cezaevinden gönderdiği 'uzlaştırma talepli' dilekçe ile karardan haberdar olduğu (muttali olduğu) kabul edilmiştir. Bu haberdar olma tarihi, temyiz ve dolayısıyla eski hale getirme süresinin başlangıcı olarak kabul edilir. CMK m. 41'deki 'engelin kalkması' ifadesi, bu durumda kişinin kararı öğrendiği an olarak yorumlanır. Sanık, kararı öğrendiği bu tarihten itibaren yasal süre (o dönemde 7 gün, şimdi 2 hafta) içinde temyiz ve eski hale getirme talebinde bulunmalıdır. Karardaki sanık, kararı 09.01.2017'de öğrendiği halde temyiz dilekçesini çok daha sonra (04.07.2019) verdiği için, temyiz talebi süresinde yapılmamış kabul edilerek reddedilmiştir. Dolayısıyla, usulsüz tebligata rağmen kararın bir şekilde öğrenilmesi, yasal süreleri başlatır.