Zincirleme suç hükümlerinin (TCK m. 43) uygulanmasında 'hukuki kesinti' kavramı ne anlama gelmektedir? Failin aynı mağdura karşı farklı tarihlerde iki ayrı hırsızlık suçu işlediği bir senaryoda, ilk suçtan sonra ancak ikinci suçtan önce fail hakkında iddianame düzenlenmesi ve bu iddianamenin mahkemece kabul edilmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını nasıl etkiler? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/47 sayılı kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172203

'Hukuki kesinti', bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen eylemler arasındaki bağı koparan ve sonraki eylemlerin ayrı bir suç olarak değerlendirilmesine neden olan hukuki bir durumu ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/47 sayılı kararına göre, sanık hakkında düzenlenen ve mahkeme tarafından kabul edilen bir iddianame, 'hukuki kesinti' yaratır. Senaryoya göre, failin ilk hırsızlık eyleminden sonra, fakat ikinci hırsızlık eyleminden önce, ilk eyleme ilişkin iddianamenin düzenlenip mahkemece kabul edilmesi, zincirleme suçun 'aynı suç işleme kararı' unsurunu ortadan kaldırır. Çünkü iddianamenin kabulüyle birlikte devletin yargısal süreci başlamış ve failin ilk eylemi bir dava konusu haline gelmiştir. Bu andan sonra işlenen ikinci hırsızlık eylemi, artık ilk suç işleme kararının devamı niteliğinde kabul edilemez; failin iradesinin yenilendiği ve yeni bir suç işleme kararıyla hareket ettiği varsayılır. Bu nedenle, hukuki kesinti oluşturan iddianamenin kabulünden sonra işlenen ikinci suç, ayrı ve bağımsız bir suç olarak değerlendirilir. Sonuç olarak, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43) uygulanmaz ve her iki hırsızlık suçundan ayrı ayrı ceza verilir.