Bir ceza davasında, sanığın kayınvalidesi olan bir tanık, talimat yoluyla dinlenirken kendisine CMK m. 45 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı ve CMK m. 51 uyarınca yeminden çekinme hakkı hatırlatılmamıştır. Bu tanığın beyanı mahkeme tarafından hükme esas alınabilir mi? Bu usuli eksikliğin hukuki sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172202

Hayır, bu tanığın beyanı hükme esas alınamaz. Bu durum, ciddi bir usul hatasıdır ve hukuka aykırı delil elde etme sonucunu doğurur. CMK m. 45/1-c, sanığın kayın hısımlığından üstsoyunun (kayınvalide, kayınpeder) tanıklıktan çekinme hakkı olduğunu açıkça düzenlemiştir. CMK m. 48 ise, tanıklıktan çekinme hakkı olan kimseye, dinlenmeden önce bu hakkının bildirilmesinin zorunlu olduğunu belirtir. Ayrıca, CMK m. 51, bu kişilere yemin verip vermemenin hâkimin takdirinde olduğunu ancak tanığın yemin etmekten de çekinebileceği hususunun kendisine bildirilmesi gerektiğini amirdir. Somut olayda, sanığın kayınvalidesine bu yasal haklarının hiç hatırlatılmaması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve bu şekilde alınan ifade hukuka aykırı delil niteliğindedir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ise hükme esas alınamaz (CMK m. 217/2). Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E:2018/7269, K:2018/20256 sayılı kanun yararına bozma kararında da benzer bir durumda, beyanı hükme esas alınan tanığa çekinme hakkının hatırlatılmaması yasaya aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır. Dolayısıyla, bu usuli eksiklik, verilen hükmün bozulmasını gerektiren mutlak bir hukuka aykırılıktır.