6493 sayılı Kanun kapsamında 'izinsiz faaliyette bulunma' suçunun (m. 28/1) oluşabilmesi için failin 'ödeme hizmeti' sunması gerekmektedir. Ticari faaliyet gösteren iki şirket arasında aracılık yapan bir şirketin, bu ticari ilişkiyi yönetmesi, güven sağlaması ve komisyon karşılığında para transferine aracılık etmesi her durumda 'ödeme hizmeti' olarak kabul edilebilir mi? Makaledeki görüşe göre bu tür bir faaliyetin hukuki nitelendirmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172200

Makaledeki görüşe göre, bu tür bir faaliyet her durumda 'ödeme hizmeti' olarak kabul edilemez. Bir faaliyetin 6493 sayılı Kanun m. 12 kapsamında bir 'ödeme hizmeti' sayılıp sayılamayacağını belirlerken, faaliyetin özüne ve amacına bakmak gerekir. Dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: 1. **Faaliyetin Amacı:** Eğer aracı şirketin faaliyeti, salt bir ödeme aracısı olmaktan ziyade, iki şirket arasındaki 'ticari ilişkiye aracılık etmek', güveni sağlamak, mal ve para gönderimini yönetmek ve bu hizmetler karşılığında komisyon almak ise, bu durum bir 'ödeme hizmeti' olarak değerlendirilemez. Buradaki asıl hizmet, ödeme vasıtası olmak değil, 'ticarete aracılık' ve 'danışmanlık'tır. 2. **'Yediemin/Emanetçi' Farkı:** Eğer şirket, yurt dışından gelen parayı sadece tutup daha sonra ilgiliye veriyorsa, yani bir 'yediemin/emanetçi' gibi hareket ediyorsa, bu durum Kanun m. 12/1-a'daki 'ödeme hesabının işletilmesi' hizmeti kapsamında değerlendirilebilir ve izinsiz yapılması suç teşkil edebilir. 3. **Hukuki Mahiyetin Tespiti:** Yargı makamları, 'komisyon alma' veya 'para transferi' gibi ifadelere takılıp kalmamalı, şüpheli veya sanık ifadelerini ve ticari belgeleri bir bütün olarak değerlendirerek hukuki ilişkinin gerçek mahiyetini tespit etmelidir. Eğer temel amaç ticari bir anlaşmanın garantörlüğü veya yönetimi ise, bu durum 6493 sayılı Kanun kapsamına girmez. Sonuç olarak, makale, her para transferine aracılık etme eyleminin otomatik olarak 'ödeme hizmeti' sayılamayacağını, faaliyetin asıl amacının ticari danışmanlık veya aracılık olup olmadığının 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi ışığında dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.