Hukuken geçersiz bir harici taşınmaz satış sözleşmesine dayanarak ödenen satış bedelinin iadesi talepli bir davada, mahkeme önce taşınmazın güncel rayiç bedelini hesaplatan bir bilirkişi raporu almış ve taraflar bu rapora itiraz etmemiştir. Daha sonra mahkeme, bu raporun hukuki nitelemeye uygun olmadığını fark ederek kendiliğinden yeni bir bilirkişi raporu almış ve bu raporda 'denkleştirici adalet' ilkesine göre ödenen bedelin güncellenmiş değerini hesaplatmıştır. Davacı, itiraz edilmeyen ilk raporun kendi lehine usuli kazanılmış hak doğurduğunu iddia edebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/3-508 E., 2023/226 K. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172191

Hayır, davacı bu iddiada bulunamaz ve ilk rapor lehine usuli kazanılmış hak doğurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararına göre, geçersiz bir satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda taraflar, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sadece verdiklerini geri isteyebilirler. Bu iade, paranın ödendiği tarihteki alım gücünün dava tarihindeki alım gücüne ulaştırılması esasına dayanan 'denkleştirici adalet' ilkesine göre yapılır. Davacının taşınmazın rayiç bedelini talep etme hakkı yoktur. Bu nedenle, taşınmazın rayiç bedelini hesaplayan ilk bilirkişi raporu, davanın hukuki niteliğine ve uygulanacak hukuk kuralına aykırı olduğundan, 'hüküm kurmaya elverişli değildir.' Hâkim, bilirkişi raporuyla bağlı olmayıp delilleri serbestçe takdir eder (HMK m. 282). Hukuken hatalı ve hükme esas alınamayacak bir rapora tarafların itiraz etmemiş olması, hâkimi o hatalı rapora göre karar vermeye zorlayacak bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Hâkimin maddi gerçeğe ulaşma ve hukuku doğru uygulama görevi, bu tür bir usuli kazanılmış hak iddiasının önündedir. Dolayısıyla, mahkemenin sonradan doğru hukuki niteleme yaparak denkleştirici adalet ilkesine uygun rapor alması ve buna göre karar vermesi hukuka uygundur.