CMK m.91/1'de yer alan 'gözaltına alınma kararı' ifadesinden hareketle, bu kararın mutlaka yazılı olması gerektiği yönündeki argüman ile uygulamanın zorlukları nedeniyle sözlü talimatın yeterli olabileceği yönündeki karşı argümanı hukuki dayanaklarıyla tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #172179

CMK m.91/1'deki 'gözaltına alınma kararı' ifadesi, kararın şekli konusunda bir tartışma yaratmaktadır. Yazılı olması gerektiği argümanı, 'karar' kelimesinin hukuki niteliğine dayanır. Karar, bir makamın değerlendirmesinin tutanağa bağlanıp imzalanmasıdır ve özellikle kişi hürriyeti gibi temel bir hakkı kısıtladığı için 'söz uçar yazı kalır' ilkesi gereği yazılı olmalıdır. Bu görüş, keyfiliğin önlenmesi ve gözaltı süresi gibi hesaplamaların doğru yapılabilmesi için yazılılığın bir güvence olduğunu savunur. Ayrıca, kanun koyucu sözlü talimatı öngörseydi, CMK m.119 ve m.127'de olduğu gibi 'emir' veya 'yazılı emir' yerine 'talimat' gibi bir ifade kullanırdı. Buna karşılık, uygulamanın zorluklarını öne süren karşı argüman, özellikle büyük şehirlerde veya mesai saatleri dışında, kolluğun olayı bildirmesi üzerine savcının yazılı kararı anında kolluğa ulaştırmasının fiilen imkansız olduğunu belirtir. Bu görüşe göre, savcının telefonla verdiği şifahi talimat, kolluk tarafından 'savcı görüşme ve talimat tutanağı' ile kayıt altına alınır ve daha sonra savcıya imzalatılır. Bu durum, gözaltının doğası gereği aciliyet taşıdığından, kanun koyucunun yazılılık şartını mutlak olarak aramadığı şeklinde yorumlanır. Sonuç olarak, metin kişi hürriyetinin korunması amacıyla yazılılığı işaret etse de, uygulama pratik nedenlerle şifahi talimat ve sonradan yazılı hale getirme şeklinde gelişmiştir. Ancak bu uygulama, CMK m.91/1'in lafzına tam olarak uygun değildir.