Bir öğretmen adayının güvenlik soruşturması sürecinde, kendisi hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmamasına rağmen, sırf 'kapatılan bir üniversitede okumuş olması' gerekçesiyle ataması aylarca bekletilmektedir. Bu durum, idarenin takdir yetkisi ve 'hukuki güvenlik' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir? Aynı durumda olan başka bir adayın başka bir ilde göreve başlatılmış olması, hangi hukuk ilkesinin ihlaline yol açar?
Bu durum, idarenin takdir yetkisini keyfi kullandığını ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiğini gösterir. Bir kişinin, devlet tarafından faaliyetine izin verilmiş ve YÖK tarafından denkliği tanınmış bir üniversitede okumuş olması, tek başına o kişinin güvenliği hakkında olumsuz bir kanaat oluşturmak için meşru bir sebep olamaz. Bu tür kurumlar daha sonra FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle kapatılmış olsa bile, burada okumuş olmak otomatik bir 'iltisak' veya 'irtibat' kanıtı değildir. İdarenin, adayın bu yapıyla organik bir bağ içinde olduğuna dair somut ve kişiselleştirilmiş ek deliller sunması gerekir. Sadece bu gerekçeyle atamanın aylarca bekletilmesi, kişiyi belirsizlik içinde bırakarak Anayasa'da güvence altına alınan 'hukuk güvenliği hakkı'nı zedeler. Aynı durumda olan başka bir adayın başka bir ilde göreve başlatılmış olması ise, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen 'eşitlik ilkesi'nin açık bir ihlalidir. İdare, aynı hukuki durumda olan kişilere, keyfi ve farklı muamelelerde bulunamaz. Bu durum, idarenin tutarlı ve öngörülebilir davranma yükümlülüğüne de aykırıdır ve idari işlemin 'sebep' ve 'maksat' unsurları yönünden sakat olmasına yol açar. Bu gerekçelerle açılacak bir iptal davasında, idarenin işleminin iptal edilmesi kuvvetle muhtemeldir.