Hukukun evrensel ilkelerinden 'eşitlik' ile 'yargı birliği' arasında nasıl bir ilişki vardır? Anayasamızda bu ilkeler nasıl güvence altına alınmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171750

Eşitlik ilkesi ve yargı birliği ilkesi birbiriyle doğrudan ilişkili ve birbirini tamamlayan iki temel hukuk prensibidir. İlişkileri şu şekilde açıklanabilir: Eşitlik ilkesi, Anayasa'nın 10. maddesinde 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' şeklinde düzenlenmiştir. Bu ilke, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde de geçerlidir. Yargı birliği ilkesi ise, bir ülkede aynı tür uyuşmazlıkların, kişilerin statüsüne veya kimliğine bakılmaksızın, aynı yargı koluna ait, aynı usul kurallarına tabi mahkemeler tarafından çözümlenmesini ifade eder. Bu ilke, 'eşitlik' ilkesinin yargı alanındaki bir yansımasıdır. Eğer bir ülkede kişiler için 'senin mahkemen-benim mahkemem' ayrımı varsa, yani belirli zümrelere, mesleklere veya kişilere özel, ayrıcalıklı mahkemeler kurulmuşsa, bu durum kanun önünde eşitlik ilkesini zedeler. Yargı birliği, tüm vatandaşların aynı yargısal güvenceler altında, aynı mahkemelerde yargılanmasını sağlayarak eşitlik ilkesini somutlaştırır. Türkiye'de yargı birliği, askeri yargının kaldırılması ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri gibi özel yetkili mahkemelerin lağvedilmesi gibi reformlarla güçlendirilmeye çalışılmıştır. Anayasamızda 'yargı birliği' açıkça bir ilke olarak yazmasa da, yargı yetkisinin 'Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce' kullanılacağını belirten 9. madde ve mahkemelerin kuruluşunun kanunla düzenleneceğini belirten 142. madde bu ilkeyi zımnen güvence altına alır.