Gizli tanık beyanının, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca tek başına hükme esas alınamayacağı kuralı, delil değerlendirmesi açısından ne anlama gelmektedir? Bir davada, üç farklı gizli tanık birbiriyle tutarlı şekilde aynı sanık aleyhine ifade verirse, bu durum 'tek başına delil olmama' kuralını değiştirir mi? Yani, birden fazla gizli tanık beyanı, birbirleri için 'yan delil' sayılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171744

Hayır, birden fazla gizli tanık beyanı birbirleri için 'yan delil' sayılamaz ve bu durum 'tek başına delil olmama' kuralını değiştirmez. Bu kuralın delil değerlendirmesi açısından anlamı şudur: Gizli tanık beyanı, niteliği gereği (sanığın yüzleşememesi, çapraz sorgu imkanının kısıtlı olması vb.) diğer delillere göre daha zayıf bir ispat gücüne sahiptir. Bu nedenle, bir mahkumiyet hükmünün hukuki temelini tek başına oluşturamaz. Hükmün kurulabilmesi için, gizli tanığın anlatımlarını doğrulayan, ondan bağımsız, somut ve maddi nitelikte başka delillerin (örneğin, fiziki takip tutanakları, telefon kayıtları, banka hareketleri, olay yeri inceleme raporları, başka bir görgü tanığının açık kimlikli ifadesi vb.) dosyada mevcut olması zorunludur. Gizli tanıkların sayısının birden fazla olması (örneğin üç gizli tanık) bu kuralı değiştirmez. Üç gizli tanık beyanı da aynı hukuki niteliğe ve aynı zayıflıklara sahiptir. Dolayısıyla, nitelik olarak aynı olan delillerin nicelik olarak artması, onların birbirini 'bağımsız bir delil' olarak desteklediği anlamına gelmez. Üç gizli tanık beyanı, yine de sadece 'üç adet gizli tanık beyanı'dır ve mahkumiyet için gereken 'yan delil' şartını kendi başlarına sağlayamazlar. Hükmün hukuka uygun olabilmesi için, bu üç beyanı da destekleyen, onlardan farklı nitelikte somut bir delilin varlığı şarttır.