5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin ceza belirleme sistematiğinde, maddenin 7. fıkrasında yer alan 'sonuç cezanın 30 yıldan fazla olamayacağı' kuralı ile 10. fıkrasında yer alan 'kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir' (kanunilik) kuralı arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir sanığın cezası tüm artırım ve indirimler sonrası 35 yıl olarak hesaplandığında, bu cezanın 30 yıla indirilmesi kanunilik ilkesini ihlal eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171743

Hayır, ihlal etmez. Aksine, bu indirim doğrudan kanunilik ilkesinin bir gereğidir. TCK m. 61/10'da yer alan kanunilik kuralı, hakimin kanunda öngörülmeyen bir nedenle cezayı keyfi olarak artırıp eksiltemeyeceğini ifade eder. TCK m. 61/7'de yer alan 30 yıllık üst sınır ise, bizzat kanun koyucunun 'açıkça yazdığı' bir ceza sınırlama kuralıdır. Bu iki fıkra arasında bir çelişki değil, bir bütünlük vardır. TCK m. 61'in sistematiği şöyledir: Mahkeme, maddenin ilk fıkralarına göre temel cezayı belirler, artırım ve indirimleri (teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, takdiri indirim vb.) sırasıyla uygular ve bir 'sonuç ceza'ya ulaşır. Bu ulaşılan sonuç ceza, eğer 30 yılı aşıyorsa, bu kez TCK m. 61/7 devreye girer ve bu hüküm, hakime bir takdir hakkı tanımaksızın, emredici bir şekilde, sonucun 30 yıl olarak belirlenmesini zorunlu kılar. Yani hakim, 35 yıl olarak hesapladığı cezayı 30 yıla indirirken keyfi bir indirim yapmamakta, bizzat TCK m. 61/7'nin emrini yerine getirmektedir. Bu uygulama, TCK m. 61/10'daki kanunilik ilkesinin bir ihlali değil, tam tersine o ilkeye uygun bir şekilde, kanunda 'açıkça yazılmış' bir kuralın tatbikidir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2017/357 Karar No: 2019/109)