5237 sayılı TCK m. 192/4, 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz' hükmünü içermektedir. Bu hükmün, aynı maddenin 2. fıkrasında düzenlenen (maddeyi kimden aldığını haber verme) etkin pişmanlıktan farkı nedir? Tedavi olmak için başvuran bir kullanıcının aynı zamanda maddeyi kimden aldığını da bildirmesi zorunlu mudur?
TCK m. 192/4'te düzenlenen 'tedavi amaçlı başvuru', kullanıcılara özgü, özel bir etkin pişmanlık ve cezasızlık sebebidir. TCK m. 192/2'deki etkin pişmanlıktan temel farkları şunlardır: 1) Pişmanlığın Niteliği: M. 192/2, 'bilgi verme' ve 'suçun aydınlatılmasına yardım etme' esasına dayanır. Fail, başka suçluların ortaya çıkarılmasına hizmet eder. M. 192/4 ise, 'tedavi olma iradesi' esasına dayanır. Fail, kendisini suç sarmalından kurtarmak için bir adım atar. Amacı başkalarını ihbar etmek değil, kendi durumunu düzeltmektir. 2) Zorunluluklar: M. 192/2'de cezasızlık için 'bilgi verme' ve bu bilginin 'kolaylaştırma' sağlaması zorunludur. M. 192/4'te ise cezasızlık için tek şart, 'hakkında soruşturma başlamadan önce' resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına 'tedavi olmak amacıyla' başvurmaktır. Tedavi olmak için başvuran bir kullanıcının, maddeyi kimden aldığını bildirmesi zorunlu değildir. M. 192/4, bağımsız bir cezasızlık sebebidir. Kişi sadece tedavi olmak istediğini beyan ederek başvurduğunda dahi bu hükümden yararlanır. Hatta kanun, bu durumu teşvik etmek için, başvuru üzerine kamu görevlileri ve sağlık personelinin TCK m. 279-280'deki suçu bildirme yükümlülüğünün doğmayacağını özel olarak düzenlemiştir. Bu, kişinin ihbarcı olma baskısı olmadan, güvenle tedaviye yönelebilmesini sağlamak içindir.