Aleyhe değiştirme yasağı (reformatio in pejus), yalnızca sanık lehine istinaf veya temyiz yoluna başvurulduğunda uygulanır. Cumhuriyet savcısı, sanık aleyhine istinaf başvurusunda bulunursa bu yasak uygulanmaz. Peki, Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesinde hiçbir gerekçe göstermemesi veya yazdığı gerekçeden talebin lehe mi aleyhe mi olduğunun anlaşılamaması durumunda, başvuru nasıl yorumlanmalıdır?
Bu durumda, başvuru sanık 'lehine' yapılmış sayılır ve aleyhe değiştirme yasağı uygulanır. CMK m. 265'te 'Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine olarak da başvurabilir' hükmü yer almaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, Cumhuriyet savcısının kanun yolu başvurusunun niteliği (lehe mi, aleyhe mi olduğu) başvuru dilekçesindeki gerekçelerden anlaşılmalıdır. Eğer savcı, sanık aleyhine bir talepte bulunuyorsa (örneğin, 'ceza az verilmiştir', 'beraat kararı kaldırılsın') bunu açıkça belirtmelidir. Dilekçede hiçbir gerekçe yoksa veya yazılanlardan savcının amacı net olarak anlaşılamıyorsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir yansıması olarak, başvurunun sanık lehine yapıldığı kabul edilir. Bu yorum, sanığın hak arama özgürlüğünü korumayı ve belirsizlik durumunda sanık lehine olan seçeneği tercih etmeyi amaçlar. Dolayısıyla, gerekçesiz veya belirsiz bir savcı başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır bir cezaya hükmedemez.