5188 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, özel güvenlik görevlilerinin çalışma izni ve kimlik kartları, 'şartlardan herhangi birisinin sonradan kaybedilmesi' halinde valilikçe iptal edilir. Hakkında, 'Anayasal düzene karşı suçlardan' bir soruşturma başlatılan ancak henüz bir mahkumiyet kararı olmayan bir özel güvenlik görevlisinin kimlik kartı bu gerekçeyle iptal edilebilir mi? Bu durum masumiyet karinesi açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #171730

Bu durum, masumiyet karinesi ve ölçülülük ilkesi açısından oldukça tartışmalıdır. 5188 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (g) bendinde, özel güvenlik görevlisi olabilmek için 'Anayasal düzene... karşı suçlardan dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak' şartı aranmaktadır. Kanun, sadece mahkumiyeti değil, devam eden bir soruşturma veya kovuşturmanın varlığını dahi bir engel olarak görmektedir. Dolayısıyla, idare bu kanun hükmüne dayanarak kimlik kartını iptal etme yetkisine sahiptir. Ancak bu düzenleme, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan 'masumiyet karinesi' (suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı ilkesi) ile açıkça çelişmektedir. Henüz hakkında bir mahkumiyet kararı olmayan, hatta beraat etme veya takipsizlik kararı verilme ihtimali bulunan bir kişiyi, sadece bir soruşturma şüphesiyle mesleğini yapmaktan alıkoymak, çalışma hakkına (Anayasa m. 49) ölçüsüz bir müdahale teşkil eder. Açılacak bir iptal davasında, mahkemenin bu kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne göndermesi (itiraz yolu) veya kanun hükmüne rağmen, işlemin masumiyet karinesini ve ölçülülük ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle iptaline karar vermesi mümkündür. Yargı pratiğinde, sadece soruşturma varlığına dayalı iptal işlemlerinin, özellikle soruşturma makul sürede sonuçlanmıyorsa, iptal edildiği kararlara rastlanmaktadır.